Ana içeriğe atla

Türkiye'de Din ve Siyaset İlişkisi



Din ve siyaset ilişkisi, bir toplumda önemli bir yere sahiptir. Din, bireylerin ve toplumların ahlakını, değerlerini ve yaşam tarzını şekillendiren önemli bir güçtür. Siyaset ise toplumun düzenini ve yönetimini sağlayan bir kurumdur. Bu nedenle, din ve siyasetin birbirinden bağımsız olarak görülmesi mümkün değildir.

Din ve siyaset ilişkisi, farklı şekillerde kurulabilir. Bu ilişki, dini otoritenin siyaset üzerinde tam kontrole sahip olduğu bir şekilde kurulabileceği gibi, din ve siyasetin birbirinden tamamen ayrıldığı bir şekilde de kurulabilir. Dinin siyaset üzerinde tam kontrole sahip olduğu bir durumda, dini liderler siyasi kararları doğrudan etkileyebilmektedir. Bu durum, toplumsal kutuplaşmaya, çatışmaya ve hatta otoriter yönetimlere yol açabilmektedir.

Din ve siyasetin birbirinden tamamen ayrıldığı bir durumda ise, dini değerler ve inançlar siyasetin dışında tutulmaktadır. Bu durum, dinî değerlerin toplumsal hayata etkisinin azalmasına ve sekülerleşmenin artmasına neden olabilmektedir.

Din ve siyaset ilişkisinin sağlıklı bir şekilde kurulabilmesi için, her ikisinin de işlevlerinin ve sınırlarının açıkça belirlenmesi gerekmektedir. Din, bireylerin ve toplumların ahlakını, değerlerini ve yaşam tarzını şekillendirme işlevi görürken, siyaset ise toplumun düzenini ve yönetimini sağlama işlevi görmektedir. Bu iki işlevin birbirinden ayrılması, din ve siyaset ilişkisinin sağlıklı bir şekilde kurulabilmesi açısından önemlidir.

Türkiye'nin demografik yapısının önemli bir kısmını oluşturan Müslümanların dinî değerleri, siyaset üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu durum, Osmanlı Devleti döneminden beri devam eden bir gelenektir.

Cumhuriyet döneminde ise din ve siyaset ilişkisi, laik bir anlayış doğrultusunda yeniden şekillendirilmeye çalışılmıştır. 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim sistemi laiklik ilkesine göre düzenlenmiş, 1925 yılında ise Şeyhülislamlık makamı kaldırılmıştır. Bu reformlar, din ve siyasetin birbirinden ayrılması yönünde önemli adımlar olmuştur.

Ancak, Türkiye'de din ve siyaset ilişkisinin laiklik anlayışı doğrultusunda tamamen kesilmesi mümkün olmamıştır. Özellikle 1980'li yıllardan itibaren, dinî değerlerin siyaset üzerinde daha fazla etkisi görülmeye başlanmıştır. Bu dönemde, Refah Partisi'nin iktidara gelmesi ve ardından kapatılması, din ve siyaset ilişkisinin yeniden tartışma konusu olmasına neden olmuştur. 2000'li yıllarda, AK Parti'nin iktidara gelmesi ile birlikte, din ve siyaset ilişkisinde yeni bir dönem başlamıştır. AK Parti, dinin siyasette kullanılmasına daha açık bir yaklaşım benimsemiştir. Bu durum, Türkiye'de din ve siyaset ilişkisinin daha da karmaşık bir yapıya kavuşmasına neden olmuştur.

Günümüzde, dinî değerler, siyaset üzerinde önemli bir etkiye sahip olsa da, bu etki her zaman laiklik ilkesine uygun bir şekilde gerçekleşmemektedir. Dinî referanslara dayanan politikalar, zaman zaman toplumsal kutuplaşmaya ve çatışmalara yol açabilmektedir. En önemlisi, Türkiye Cumhuriyeti, laik bir devlettir. Bu, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması anlamına gelir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir" hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, din ve siyasetin birbirinden ayrılması ilkesini açıkça vurgulamaktadır. Dinî değerlerin siyasete yansıması açısından bakılırsa, Türkiye'de nüfusun %99'unu Müslümanlar oluşturmaktadır. Bu durum, dinî değerlerin siyaset üzerinde önemli bir etkiye sahip olmasını sağlamaktadır. Dinî liderler, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları, dinî değerlerin siyasete yansımasında önemli bir rol oynamaktadır.


Şevval ARSLAN


KAYNAKÇA

Mardin, Ş. (2016). Türkiye'de Din ve Siyaset: Makaleler 3: Makaleler 3. İletişim Yayınları.
ISO 690


Çarkoğlu, A., & Toprak, B. (2006). Değişen Türkiye’de din, toplum ve siyaset. TESEV.
ISO 690


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ULUSLARARASI İLİŞKİLER BAĞLAMINDA SİBER GÜVENLİK KAVRAMI

  Uluslararası İlişkilerin özünde yer alan çatışma olgusu ve buna ilişkin güvenlik çalışmaları her geçen gün çağın durumuna göre yeniden şekillenmektedir. Siber güvenliğin yükselişi de gelişmekte olan uluslararası ilişkiler alanı için son yıllardaki en önemli değişikliklerden biri olmuştur. Siber güvenliğin gelişmesi yeni bir çatışma alanı mı yarattı, yoksa yeni ufuklar mı açtı söylemek zor ancak siber savaş kavramının tartışılacak bir boyut yarattığını söylemek yanlış olmaz.  Siber güvenlik ve siber uzaya artan ilgi, uluslararası ilişkiler disiplininde güç kavramının, özellikle siber alandaki gücün benzersiz yönlerine odaklanılarak yeniden tartışılmasına yol açmıştır. Siber saldırılar ulusal güvenlik için büyük bir tehdit haline geldi ve kritik alt yapıyı bozma, hassas verileri çalma hatta fiziksel hasara neden olma potansiyeline sahipler. Bu yeni güvenlik sorunu, ülkeleri uluslararası ilişkilere yaklaşımlarını yeniden düşünmeye zorluyor. Geçmişte güvenlik büyük ölçüde as...

2001 Türkiye Ekonomik Krizi

  KRİZ ÖNCESİ TÜRKİYENİN EKONOMİK DURUMU Türkiye 1990’lı yıllarda çok büyük enflasyonla boğuşmuş bir ülkeydi. 1990’lı yılların krizlere hazırlayan özelliği kamu açıklarının Merkez Bankası kaynaklarıyla finanse edilmesi ve batan bankaların sorumluluklarının devlete yüklenmesinin yanı sıra bu dönemdeki Siyasi karar alıcıların ülkenin mali durumunu düzeltecek reform ve düzenlemeleri yapmamasıydı. Bu dönemde yaşanan Körfez Savaşı, 199 Krizi ve 1999 Marmara depremleri zaten temelde kırık olan ülke ekonomisini iyice sarsmış ve 2001 krizin şiddetini katbekat arttırmıştı. 2001 TÜRKİYE EKONOMİK KRİZİ (KARA ÇARŞAMBA) 2000 yılının sonlarında başlayan ama geçmiş 10 yıllık birikimi içeren finansal krizdir. 2001 yılına girerken Türkiye ekonomisi konjoktür (inişli çıkışlı, dalgalı hareketler bütünü) eğilimindeydi. Türkiye 2001 krizine girdiğinde İktidarda üç partili koalisyon Hükümeti vardı. Bütçe açığı, enflasyon oranı, işsizlik oranı Ve faizler çok yüksekti. O dönemde Türkiye'ye giren yaban...

A Journey Towards Equality

Political studies on women's rights is a dynamic and evolving field that explores the intersecting pathways of gender, politics and society. It seeks to understand the historical, cultural and legal aspects of women's rights as well as the struggles for gender equality. In this blog post, we will highlight the importance of women's rights as political work in shaping modern societies. In order to understand political work on women's rights, we must first acknowledge the historical conditions in which this work emerged. Women's rights have been the subject of debate and activism for centuries, with important turning points at various points in history. From the suffrage movements of the late 19th and early 20th centuries to the feminist movements of the 1960s and 1970s, women have consistently fought for equal rights and representation. Political work on women's rights owes much of its development to the feminist movement. Feminism, in its various forms, has been...