Ana içeriğe atla

BRICS’in Genişlemesi ve ABD


                 BRICS Fotoğraf: VCG

 

BRICS'in genişlemesinin ABD karşıtı bir duruma dönüşüp dönüşmeyeceği soruları geçtiğimiz günlerde ABD de ana akım medya kuruluşu olan VAO ( Voice of America) tarafından Çince yayınlanan bir makalesinde tartışıldı. Öyle gözüküyor ki ABD, Çin’in içinde bulunduğu uluslararası ve çok taraflı işbirliği örgütlerini jeopolitik bir blok olarak ifade etmek istiyor, çünkü ancak bu şekilde yaparak kendi blok çatışmasının meşrutiyetini yaratabilecektir.


Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar ve Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Dışişleri Komisyonu Ofisi müdürü Wang Yi, geçen hafta Jakarta’da “BRICS genişleme sürecini başlatma” konusunda anlaşmaya vardılar.


BRICS’ in genişlemesi bakıldığında doğal bir sonuç oluşturuyor. Bu ülkeler ortak bir istekle, yani egemenlik, eşitlik gibi önemli kavramlara dayanarak karşılıklı etkileşimin güçlü olduğu bir işbirliğine girmek için toplanıyorlar. Mevcut olan ve karmaşık uluslararası  durumla, ve yoğun bir blok çatışması içinde bulunan bu ülkeler, subjektif bir şekilde taraf tutmamayı ilke edindiler. BRICS ülkeleri arasındaki işbirliği ve uyum güçlenmiş ve diğer ülkeler için dikkat çekici ve cazip hale gelmiştir.


BRICS daha çok her bir ülkenin kalkınmasını ve ihtiyaçlarını sağlamak için kurulmuş bir organizasyondur. Küresel ekonomik sorunlar, pandemi sonrası meydana gelen toparlanma dönemi, ve patlak veren Ukrayna krizinin içinde, tüm ülkeler kendi kalkınma taleplerini oluşturma ve farklı uluslararsı mekanizmalara doğal olarak katılma hakkına sahiptir. Ayrıca bu oluşum yıllar içinde gelişmiş ve büyük başarılara imza attığı için ülkelerin bu durumda BRICS’e dahil olmayı istemesi gayet mantıklı bir sonuçtur. VAO yazıda, bu genişlemelerle birlikte BRICS’in yeni bir jeopolitik güç olarak uluslararası toplumda daha fazla ses getireceğini belirtti.

 

Ayrıca BRICS’e katılmak isteyen ülkeler ABD liderliğindeki blok siyasetini desteklemiyorlar. Buradan yola çıkılan düşünce amaçları ne Amerikan karşıtı olmak ne de herhangi bir ülkeye karşı çatışmak değil, egemenlik, eşitlik ve işbirliği aramaktır.


VOA’ nın görüştüğü uzmanlara göre, Çin’in BRICS’i genişletme fikri ABD ile rekabeti ve küreselleşme sürecine dikkat vermeli. Ve Çin’in BRICS’i Çinli taraflar için ana üs olması engellenmelidir.


 BRICS’e katılmayı düşünen ülkeler, bunun ABD ile karşı karşıya gelme anlamına gelmediğini varsayıyor. Sun, BRICS’ in kapsamlı ve açık bir örgüt olduğunu vurguladı ve eğer ABD, BRICS ile işbirliği yapmaya istekli olması halinde bu teklifin kabul edilebileceğini söyledi.

 

BRICS’in genişlemesi, mevcut irrasyonel uluslararası düzen ve güç yapısının kabul edilmemesi anlamına gelen çok taraflı ve eşitlik isteyen uluslararası ilişkilerin gelişimini temsil ediyor. Bu atılım, zamana ihtiyaç duysa da, yeni bir uluslararası düzen kurmak için tarihi bir katkı olacaktır.


FATMA NUR EREN




KAYNAK

https://www.globaltimes.cn/page/202307/1294610.shtml?s=08

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ULUSLARARASI İLİŞKİLER BAĞLAMINDA SİBER GÜVENLİK KAVRAMI

  Uluslararası İlişkilerin özünde yer alan çatışma olgusu ve buna ilişkin güvenlik çalışmaları her geçen gün çağın durumuna göre yeniden şekillenmektedir. Siber güvenliğin yükselişi de gelişmekte olan uluslararası ilişkiler alanı için son yıllardaki en önemli değişikliklerden biri olmuştur. Siber güvenliğin gelişmesi yeni bir çatışma alanı mı yarattı, yoksa yeni ufuklar mı açtı söylemek zor ancak siber savaş kavramının tartışılacak bir boyut yarattığını söylemek yanlış olmaz.  Siber güvenlik ve siber uzaya artan ilgi, uluslararası ilişkiler disiplininde güç kavramının, özellikle siber alandaki gücün benzersiz yönlerine odaklanılarak yeniden tartışılmasına yol açmıştır. Siber saldırılar ulusal güvenlik için büyük bir tehdit haline geldi ve kritik alt yapıyı bozma, hassas verileri çalma hatta fiziksel hasara neden olma potansiyeline sahipler. Bu yeni güvenlik sorunu, ülkeleri uluslararası ilişkilere yaklaşımlarını yeniden düşünmeye zorluyor. Geçmişte güvenlik büyük ölçüde as...

2001 Türkiye Ekonomik Krizi

  KRİZ ÖNCESİ TÜRKİYENİN EKONOMİK DURUMU Türkiye 1990’lı yıllarda çok büyük enflasyonla boğuşmuş bir ülkeydi. 1990’lı yılların krizlere hazırlayan özelliği kamu açıklarının Merkez Bankası kaynaklarıyla finanse edilmesi ve batan bankaların sorumluluklarının devlete yüklenmesinin yanı sıra bu dönemdeki Siyasi karar alıcıların ülkenin mali durumunu düzeltecek reform ve düzenlemeleri yapmamasıydı. Bu dönemde yaşanan Körfez Savaşı, 199 Krizi ve 1999 Marmara depremleri zaten temelde kırık olan ülke ekonomisini iyice sarsmış ve 2001 krizin şiddetini katbekat arttırmıştı. 2001 TÜRKİYE EKONOMİK KRİZİ (KARA ÇARŞAMBA) 2000 yılının sonlarında başlayan ama geçmiş 10 yıllık birikimi içeren finansal krizdir. 2001 yılına girerken Türkiye ekonomisi konjoktür (inişli çıkışlı, dalgalı hareketler bütünü) eğilimindeydi. Türkiye 2001 krizine girdiğinde İktidarda üç partili koalisyon Hükümeti vardı. Bütçe açığı, enflasyon oranı, işsizlik oranı Ve faizler çok yüksekti. O dönemde Türkiye'ye giren yaban...

A Journey Towards Equality

Political studies on women's rights is a dynamic and evolving field that explores the intersecting pathways of gender, politics and society. It seeks to understand the historical, cultural and legal aspects of women's rights as well as the struggles for gender equality. In this blog post, we will highlight the importance of women's rights as political work in shaping modern societies. In order to understand political work on women's rights, we must first acknowledge the historical conditions in which this work emerged. Women's rights have been the subject of debate and activism for centuries, with important turning points at various points in history. From the suffrage movements of the late 19th and early 20th centuries to the feminist movements of the 1960s and 1970s, women have consistently fought for equal rights and representation. Political work on women's rights owes much of its development to the feminist movement. Feminism, in its various forms, has been...