Ana içeriğe atla

1929 BÜYÜK BUHRAN’IN DÜNYAYA VE TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

 

Büyük buhran bir diğer adıyla ‘’Kara Perşembe’’ Amerika’da başlayan ve hızlı bir şekilde dünyaya yayılan bir ekonomik krizdir. Hatta öyle bir kriz ki o dönemde yaşasaydınız sokakta çocuklarını köle olarak satan anneler, otel odalarını birer intiharhane olarak kiralayan insanlar ve onların cansız bedenlerini toplayan otel çalışanlarını görebilirdiniz. Şimdi bu buhran döneminden önceki Amerika’ya bir göz atalım.

KRİZ DÖNEMİNDEN ÖNCEKİ SON YAŞAM

O dönemde kapitalizm çok popüler hal almıştı. Seri üretime geçilmiş ve bu sayede işci ücretlerinde ciddi bir artış olmuştu. İşçi sınıfı artık paralıydı, tatile çıkıyor hatta gayrimenkul alabiliyordu. Florida’nın geleceğin turizm cenneti olacağına inanılıyordu ve büyük bir hızla gayrimenkul alımı başlamıştı. Talebin fazla olması gayrimenkul fiyatlarının  şişirilmesinde büyük olanak sağlamıştı. Bölgedeki çorak tarlalar bile servet değerinde fiyatlara satılıyordu. Sürekli bankalar açılıyordu. ABD artık süper güç haline gelmişti.

BÜYÜK BUHRAN KAPIDA

Birçok ülkenin alacaklısı artık Amerika idi, tüm dünya ülkeleri neredeyse Amerika’ya borçluydu. Amerika,  1. Dünya Savaşı sonrası savaş tazminatlarını altın olarak istiyordu ve artık kriz dönemi gelmişti, bu kriz en çok Amerika ve Amerika’ya borcu olan ülkeleri etkiledi. Bu kadar yükselişin düşüşü çok ağır olduğundan alacaklarını temin edemedi. Amerika çıkardığı hammaddeleri ihraç edemedi çünkü ihraç edeceği ülkelerin ekonomisi yerle bir olmuştu. Ülkeler bu krizden daha az etkilenmek adına gümrük vergilerini arttırdılar ve yerli üretimlerinin kendi ülkelerinde kullanılmasını teşvik ettiler ve yerli üretimi arttırmanın yollarını aramaya koyuldular. Kendi içine yönelme hareketi dünya çapındaki ticaret hacminin küçülmesine neden oldu. Bunalım dünyada 50 milyon kişinin işsiz kalmasına sebep olmuştu. Dünyadaki toplam üretim %42 oranına düşmüştü. İşte bu durum yukarıda anlattığım gibi insanların çocuklarını satmasına, kendi ölümlerini yazmasına sebep oldu. Hatta öyle bir buhrandı ki otel resepsiyonu  ‘’Nasıl bir ölüm tercih edersiniz?’’ gibi kan dondurucu bir soru sorabiliyordu. Tabi ki buhran öncesi dönemde önem taşıyan kapitalizmin  popüler olan ziynet eşyaları artık alıcı bulamadığı için madencilik sektörü olumsuz etkilenmişti.

BÜYÜK BUHRANIN TÜRKİYEYE ETKİSİ

Türkiye zaten o dönemde kendi üretimine önem vermişti yani dış ticaret kendi ihracatına bağlıydı. Türkiye o dönemde dış ülkeye hammadde ve tarım ürünleri ihraç eder, sanayi maddeleri ithal eder konumdaydı. Ülkelerin içeri dönüş hareketi Türkiyenin dış ticaret hacmini daralttı. İflaslar oldu, sanayiciler, üretimi arttırmak üzere kredi almış olan çiftçiler borçlarını ödeyemediler. Özellikle o dönemde ticaret şehirleri olan İstanbul, İzmir gibi liman şehirlerinde işsizlik hat safhaya çıkmıştı.


Arzum EKİCİ

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ULUSLARARASI İLİŞKİLER BAĞLAMINDA SİBER GÜVENLİK KAVRAMI

  Uluslararası İlişkilerin özünde yer alan çatışma olgusu ve buna ilişkin güvenlik çalışmaları her geçen gün çağın durumuna göre yeniden şekillenmektedir. Siber güvenliğin yükselişi de gelişmekte olan uluslararası ilişkiler alanı için son yıllardaki en önemli değişikliklerden biri olmuştur. Siber güvenliğin gelişmesi yeni bir çatışma alanı mı yarattı, yoksa yeni ufuklar mı açtı söylemek zor ancak siber savaş kavramının tartışılacak bir boyut yarattığını söylemek yanlış olmaz.  Siber güvenlik ve siber uzaya artan ilgi, uluslararası ilişkiler disiplininde güç kavramının, özellikle siber alandaki gücün benzersiz yönlerine odaklanılarak yeniden tartışılmasına yol açmıştır. Siber saldırılar ulusal güvenlik için büyük bir tehdit haline geldi ve kritik alt yapıyı bozma, hassas verileri çalma hatta fiziksel hasara neden olma potansiyeline sahipler. Bu yeni güvenlik sorunu, ülkeleri uluslararası ilişkilere yaklaşımlarını yeniden düşünmeye zorluyor. Geçmişte güvenlik büyük ölçüde as...

2001 Türkiye Ekonomik Krizi

  KRİZ ÖNCESİ TÜRKİYENİN EKONOMİK DURUMU Türkiye 1990’lı yıllarda çok büyük enflasyonla boğuşmuş bir ülkeydi. 1990’lı yılların krizlere hazırlayan özelliği kamu açıklarının Merkez Bankası kaynaklarıyla finanse edilmesi ve batan bankaların sorumluluklarının devlete yüklenmesinin yanı sıra bu dönemdeki Siyasi karar alıcıların ülkenin mali durumunu düzeltecek reform ve düzenlemeleri yapmamasıydı. Bu dönemde yaşanan Körfez Savaşı, 199 Krizi ve 1999 Marmara depremleri zaten temelde kırık olan ülke ekonomisini iyice sarsmış ve 2001 krizin şiddetini katbekat arttırmıştı. 2001 TÜRKİYE EKONOMİK KRİZİ (KARA ÇARŞAMBA) 2000 yılının sonlarında başlayan ama geçmiş 10 yıllık birikimi içeren finansal krizdir. 2001 yılına girerken Türkiye ekonomisi konjoktür (inişli çıkışlı, dalgalı hareketler bütünü) eğilimindeydi. Türkiye 2001 krizine girdiğinde İktidarda üç partili koalisyon Hükümeti vardı. Bütçe açığı, enflasyon oranı, işsizlik oranı Ve faizler çok yüksekti. O dönemde Türkiye'ye giren yaban...

A Journey Towards Equality

Political studies on women's rights is a dynamic and evolving field that explores the intersecting pathways of gender, politics and society. It seeks to understand the historical, cultural and legal aspects of women's rights as well as the struggles for gender equality. In this blog post, we will highlight the importance of women's rights as political work in shaping modern societies. In order to understand political work on women's rights, we must first acknowledge the historical conditions in which this work emerged. Women's rights have been the subject of debate and activism for centuries, with important turning points at various points in history. From the suffrage movements of the late 19th and early 20th centuries to the feminist movements of the 1960s and 1970s, women have consistently fought for equal rights and representation. Political work on women's rights owes much of its development to the feminist movement. Feminism, in its various forms, has been...